erdal kınacı ‘nın fotokritik ‘teki köşesinde yazdığı şu yazı ilgimi çekti de, fotoğrafla ilgilenen arkadaşların da dikkatine çarpsın diye paylaşayım dedim.. yazı, afsad tarafından düzenlenmiş bi fotoğraf sempozyumunda, erdal kınacı ‘nın şuradaki fotoğraflarının da yer aldığı, “gir-geç pansiyonlar” adlı bi fotoğraf gösterisi üzerine çıkan çeşitli tartışmaların özetini sunuyor.. yorumları okumaya daha benim de fırsatım olmadı bu arada…
gelenekselleşenkent ormanı pikniğimizden bi kaç kare… sadece kare ama.. embül anlatmış yeterince zaten.. yeni kent orman pikniklerinde görüşmek üzere..
bayılıyorum bu çocuklara yahu çektikten sonra fark etmiştim lastiksiz tekerleği..
möté ile çıktığımız fotoğraf turları sırasında çekmiştim.. “abi bizi de çeksene bizi de çeksene” diye dikildiler karşımıza.. sonra zenit ‘te nasıl çıktıklarını göremeyince üzüldü garipler.. “ee o zaman niye çektin!?” der gibi bakakaldılar suratımıza..
üç ayaksız, kablo deklanşörsüz, haddim olmadan kalkıştığım uzun pozlama maceramın sonuçları..
.
aşağıdaki fotoğrafta aslında bir iskele var.. tabii görebilene.. 60 evler iskelesi ‘nde, makinenin B modunda, elde çekilmiş bi fotoğraftır kendisi.. ne de güzel titretmişim, ne de güzel çiftlemişim ışıkları.. sanırım ilk denememdi..
.
.
yine 60 evler iskelesi ‘nde aynı akşamki denemelerden bi rezalet daha ama bunun vapur olduğu anlaşılıyor en azından.. bunu çekerken üç ayak niyetine bi destek kullanmış olabilirim, hatırlamıyorum..
.
.
aşağıdaki fotoğrafta bizim evin balkonundan yolu görüyorsunuz arkadaşlar.. diyafram çok kısık bi ayardaydı sanırım, o sebepten ışık abartılı olmamış ama titremeye laf yok, o tam kıvamında.. süre filan tutmadım çekerken elbette ama 5-6 saniye kadar pozlamışımdır.. üç ayaksız çektim bunu da ama elde değil, destek aldım balkondan..
.
.
yine aynı noktadan yani balkonumuzdan, hemen hemen aynı süre pozlanmış fakat diyafram iyice açılarak çekilmiş başka bi fotoğraf.. her nasılsa bu çok titrememiş yahu.. tabii diyafram iyice açık olduğu için bol bol ışık almışız, bu da bütün gökyüzünü bok rengine boyamış.. yani yukarıdaki fotoğrafı bi adım daha açık diyaframla, aynı süre pozlayarak ve titretmeden çekseymişim hemen hemen gördüğüm şeyi fotoğrafa yansıtmış olacaktım ama olmadı işte..
.
.
.
bu rezalet fotoğraflardan sonra yılmadım elbette, daha bi azimle sarıldım bu işe.. sibelim ‘le beraber izmit marina ‘da bol bol balıkçı teknelerini çektik uzun pozlayarak.. bu defa daha az titretmiş olmayı umuyorum, öyle ki üç ayak kullandık o kadar, bi farkı olsun yani.. daha çıkarmadık fotoğrafları.. çıkar çıkmaz, sıcak sıcak eklerim onları da..