Yazar Arşivi

- deniz anası yok.

- su temiz.

- haftasonu gidilmez: ana baba dede nine günü.

- plaj terminale yakın, hemen yanıbaşında.

- otobüsle nasıl gidilir bilmem.

- wc-duş-kabin bulunur.

- plaj kirli doğal olarak çünkü insanlar var.

- derenin(koy diye bildiğim yer dereymiş meğer..: koca dere) fotoları çekilebilir, akşamüstü ışığında pek bi güzel görünür.

- simitçi ve dondurmacıdan kazık yemek ihmal edilmez. insan, hem akşam simidi deyip hem de 1 liraya satmaya çalışır mı? yok yok esnaflık ölmüş..

- akşamüstü lokantanın birinde canlı müzik başlar, duyar duymaz dönmek üzere yola çıkılır.

.

görün, seyredin canınız çeksin :

.


.
.
.

Comments 3 Yorum Var »

.

.

18 ağustos: kardeş türküler konseri (derince gösteri merkezi)

29 ağustos: anadolu ateşi dans gösterisi (seka park)

.

.

.

Comments 2 Yorum Var »

havalar ısınmaya başlar başlamaz zaten başımıza gelecekleri biliyorduk; sineklerden ve böceklerden çekeceğimiz kesindi.

sorun, kesinlikle sivrisinek sorunu değil, böcek sorunu da değil hatta.. beni tanıyanların çoğu, böceklerle aramın nasıl olduğunu bilir ama buna rağmen kaptan ‘da alıştım böceklere.. yani böcek sorunu artık çok büyük bi sorun değil.. hatta geçen akşam üç farklı türde böceği(’böcek’ burada ‘küçük hayvancık’ anlamında kullanılmıştır), böcek cennetine yolladık benim odada ve hala çok sakinim ben..

bu böceklerden biri ve sanırım kaptan ‘da en sık rastlananı ince ve uzun, çok ayaklı bi yaratık; adını bilmiyorum ama ailemizin en sadık üyelerindendir kendileri. diğeri, ezildikten sonra pis bi koku saldığı söylenen(ben tecrübe etmedim), yeşil ve sert, adı osuruk böceği(affedersiniz) olan bi böcek. sonuncusu ise hepimizin yakından tanıdığı bi tür olan çekirge. evet beşinci kata da çıkabiliyormuş çekirge, nasıl sıçradıysa artık.. cennete yolladığımız bu üç böcek dışında evimizde bi de hamam böcekleri(çok değil ama), örümcekler(bundan çok var işte) ve bi de sivrisinekler(en çok) var..

tamam kabul, sivrisinek her yerde var, insan bundan da şikayetçi olur mu yani? olmamalı belki ama bu sivrisinekler öyle böyle sivrisinekler değil. birinicisi çok fazla sayıda var.. yani önlem aldığınız halde evin içinde sizi rahatsız edecek kadar sinek gene de kalıyor, bi de önlem almadığınızı düşünün… ikincisi ve bu yazının asıl nedeni ise bu sivrisineklerin ayak fetişisti olmaları. ama bu bizim evdeki sineklere has bi özellik değil. son zamanlarda izmit ‘te, taraflarından sokulduğum sivrisineklerin genelinde var bu sapıklık. bi gecede(o gece bu geceydi) ayaklarımda, parmak araları dışında sokulmadık yer kalmadı arkadaş.. topuk mu dersin, tabanın tam merkezi, parmak uçları, ayağın üst tarafı mı? nereyi sorarsanız sorun, oradan en az bi kere sokulmuşumdur ben bu gece..

şikayetçiyim! insanı topuğundan sokan sivrisineklerden şikayetim var! delikanlı olur insan biraz.. öyle bi yerden sokuyorlar ki kaşımak kar etmiyor, kaşıyıp kaşımadığını anlamıyorsun bile, insan topuğundan sokulur mu lan!?.. bu kesinlikle sivrisineklerin ihtiyaçlarından değil karaktersizliklerinden kaynaklanan bi durum. yani, “ben buradan ihtiyacım olan kanı alayım, alırken de en az düzeyde rahatsızlık vereyim” zihniyeti yok bu hayvanlarda.. öyle davransalar bi yere kadar anlayış gösterir insan hadi.. ama yok işte.. belli ki karnını doyurmaktan çok, eziyet çektirmek peşinde hayvanlar.. ne yani topuk bölgesindeki kanın tadı daha mı bi güzel oluyor? niye illa ayaklar? adilik değil de nedir bu?

.

.

.

Comments 5 Yorum Var »

lafmacun ‘da rastladım da bu yazıya.. hoşuma gitti, bi bahsedeyim ben de dedim.. hem de günlük paslanmasın bu sayede, arada çalışsın alıntılarla falan olsa da.. 

ben bi miktar alıntı yaptım yazıdan sadece, gerisini okumak isteyen kaynağından okusun tamamını..

 

 

ayıklamak

” … üstelik öldürüp de yemiyorlar birbirlerini.
karınlarını doyurmak için ceylanları yiyen aslanların mazeretine benzer bir mazeretleri yok.
öyle öldürüyorlar.
birbirlerinin topraklarını almak istiyorlar.
alıyorlar.
sonra ne oluyor?
başkası da gelip onlardan alıyor.
bayraklar çekiliyor, trampetler çalınıyor, marşlar söyleniyor ve sonra ölünüyor.
insanlar ölüyor, sınırlar sürekli değişiyor.
bu, binlerce yıl devam ediyor.
akıllıca mı sizce?
bence değil. …”

“… kendilerinden ve tarihlerinden “yüce, ulu, şanlı” gibi sözlerle bahsediyorlar.
istisnasız her “küme” kendisinin en değerli, en şanlı olduğuna inanırken, nasıl olup da bütün kümelerin “en” muhteşem olabileceğine dair bir kuşku beslemiyorlar.
zaten böyle konularda kuşkulanmayı da yasak ediyorlar. …”

“… yüz kişinin sığacağı arazide bir kişi oturuyor.
yüz kişi de dar bir yere sığışmaya çalışıyor. …”

“… neredeyse hepsi aynı “tanrıya” inanıyor.
tanrılarına ibadetleri birbirinden farklı.
“senin ibadetin kötü” deyip birbirlerini gene öldürüyorlar.
üstelik de hepsinin tanrısı aynı emri verdiği, “sakın öldürmeyin” dediği halde.
tanrıyı çok sevdikleri için tanrının emrini dinlemiyorlar. …”

ahmet altan

.
.
.

Comments Yorum yok »

ie ‘nin kıllık olsun diye mi yaptığı bi şeydir bilmiyorum ama gmail ‘i bile beğenmeyip, sayfaya ulaşmaya çalışırken verdiği “bu sayfa hem güvenli hem de güvenli olmayan öğeler içeriyor. güvenli olmayan öğeleri görüntülemek istiyor musunuz?” şeklindeki uyarısı beni kıl ediyordu uzun zamandır. gerçi firefox kullanıyorum normalde ama bazen ie kullanmak gerekebiliyor, bu yüzden de bu uyarıdan kurtulmak gerekiyor.. internet explorer ‘ın neredeyse tüm ayarlarını kurcaladıktan sonra anca bulabildim uyarının nereden iptal edileceğini.. siz de uyarı çıkmasın istiyorsanız, şu yolu izleyiverin gayri:

 

- internet explorer ‘da internet seçenekleri ‘ni açın.

- en yukarıdaki sekmelerden güvenlik sekmesine gidin.

- güvenlik sayfası altındaki seçeneklerden önce internet ‘i seçin.

- sonra alt taraftaki bölge güvenlik düzeyi bölümünden özel düzey ‘i açın.

- oradaki uzunca listeden çeşitli başlığı altındaki karışık içerik görüntüle maddesini bulun.

- bu maddede varsayılan olarak sor seçeneği seçilidir(bende öyleydi). bu seçeneği değiştirip devre dışı bırak seçeneğine ayarlayın. tamam deyip onaylayın, “emin misiniz” diye soracak; “he he eminim” deyin, geçin. sonra bi daha tamam deyin, çıkın.

- tam anlamadım ama sanırım bu şekilde o uyarının çıktığı sayfalardaki güvenli olmayan öğeler-size sorulmaksızın-görüntülenmeyecek.

 

hayırlı olsun. iyi günlerde, iyi sitelerde kullanın.

 

 

 

Comments Yorum yok »

.


.

 

nevruziye *

lâmekân ilinden bir seda geldi
nevruzunuz canlar mübarek olsun
kalb-i mü’minâna bir sefa geldi
nevruzunuz canlar mübarek olsun

vilâdet günüdür hak murtezâ’nın
şemşîr-i kudretle ol kibriyânın
na’ra-yı haydar tek açıp dehânın
nevruzunuz canlar mübarek olsun

bu gün huruc eder cümle mevcudat
bu dem kıyam eder yevm-i arasat
bu demde açılır mü’mine mir’at
nevruzunuz canlar mübarek olsun

zirûh, gayri zirûh başkeser şaha,
bu dem izin alıp gelirler caha
fescidü emriyle ol yüzü maha
nevruzunuz canlar mübarek olsun

bunda hadân olur kalbi mükerrer
göz yaşları olur la’l ü mücevher
aşk olsun canlara didârî kemter
nevruzunuz canlar mübarek olsun

 

* nevruziye: padişahlara nevruz günleri sunulan kasidelere verilen ad.

 

söz : didari

müzik: erkan oğur

kaynak (söz)

kaynak (klip)

 

 

 

Comments Yorum yok »

hasan keyfine bak

.

slogan, yaklaşık 1 sene öncenin icadıymış ama ben yeni karşılaştım.. çarşı grubunun icadıymış sanırım..

 

 

Comments Yorum yok »

uykusuz dergisinin bu haftaki sayısında bi yazı dikkatimi çekti: bi bok anlamadık…! aşağı yukarı son bir yılın gündemiyle ilgili ben de hemen hemen aynı şeyleri düşünüyordum da; bunu, işin ehli adamların özetlemesi güzel olmuş.. fikirlerine sağlık..

Comments Yorum yok »

duyum

mavi yaz akşamları, patikalarda, dalgın,
gideceğim, sürtüne sürtüne buğdaylara:
ayaklarımda ıslaklığı küçük otların,
yıkasın bırakacağım başımı rüzgara!

ne bir şey düşünecek, ne bir laf edeceğim.
ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi;
göçebeler gibi, uzaklara gideceğim,
mutlu, sanki yanımda bir kadın varmış gibi.

arthur rimbaud

çeviri: orhan veli kanık

.

.

.

Comments Yorum yok »

erdal kınacı ‘nın fotokritik ‘teki köşesinde yazdığı şu yazı ilgimi çekti de, fotoğrafla ilgilenen arkadaşların da dikkatine çarpsın diye paylaşayım dedim.. yazı, afsad tarafından düzenlenmiş bi fotoğraf sempozyumunda, erdal kınacı ‘nın şuradaki fotoğraflarının da yer aldığı, “gir-geç pansiyonlar” adlı bi fotoğraf gösterisi üzerine çıkan çeşitli tartışmaların özetini sunuyor.. yorumları okumaya daha benim de fırsatım olmadı bu arada…

.

.

.

 

Comments Yorum yok »